Şirketin ana faaliyet konusu; PE100 sulama, içme suyu ve şebeke borularının üretimi ile polietilen hammadde satışı ve tedariğidir. Bunun yanında topraksız tarım yöntemiyle serada domates yetiştiriciliği, güneş enerjisi üretimi (GES), inşaat ve nakliye hizmetleri gibi farklı alanlarda da faaliyet göstermektedir. Ancak yan faaliyetlerin toplam hasılat içerisindeki payı oldukça sınırlıdır. Güncel finansal tablolar incelendiğinde şirket gelirlerinin büyük bölümünün boru ve hammadde satışlarından oluştuğu açıkça görülmektedir.

Ciro Kırılımı ve Sektörel Yapı

30 Haziran 2026 itibarıyla 1.029.909.949 TL seviyesindeki toplam hasılatın faaliyet alanlarına göre dağılımı şu şekildedir:

  • Boru Satışları: 658.208.490 TL
  • Hammadde Satışları: 329.109.612 TL
  • Sera Satışları: 19.011.734 TL
  • Nakliye Gelirleri: 14.467.410 TL
  • GES Gelirleri: 9.112.703 TL

Bu rakamlar şirketin esas faaliyetinin açık biçimde boru üretimi ve hammadde ticareti olduğunu gösteriyor. Son dönemde bu faaliyet alanında bulunan birkaç şirketin daha halka arz edildiğine şahit oluyoruz. İnşaat ve altyapı yatırımlarıyla doğrudan ilişkili olan boru sektörünün; genel ekonomik büyüme, kamu ve özel sektör yatırımları, inşaat faaliyetleri ve özellikle faiz oranlarıyla yakın ilişki içerisinde olduğunu düşünüyorum.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Piyasada çok sayıda farklı boru türü bulunduğundan, isminde “boru” geçen her şirketi aynı kategoride değerlendirmek doğru değil. Bazı şirketler teknik gereksinimleri yüksek ve katma değerli ürünler üretirken bazıları daha standart plastik türevi ürünlere yoğunlaşabiliyor. Bu nedenle şirketleri değerlendirirken yalnızca satış hacmine değil; ürünün niteliğine, teknolojik gereksinimlerine, müşteri yapısına, rekabet avantajına ve yaratılan katma değere de bakılması gerektiğini düşünüyorum. İncelediğim şirket özelinde ise mevcut ölçek ve müşteri yapısı içerisinde rakiplerinden belirgin biçimde ayrışmasını sağlayacak güçlü bir teknolojik üstünlük veya yüksek katma değerli uzmanlık alanı göremedim.

Ortaklık Yapısı ve Halka Arz Detayları

Şirketin mevcut ortaklık yapısına baktığımızda klasik bir aile şirketi profiliyle karşılaşıyoruz:

  • Sami Aydın: %50 — 125.000.000 TL
  • Haydar Aydın: %33 — 83.335.000 TL
  • Ünal Aydın: %17 — 41.665.000 TL

Halka arzın yapısı incelendiğinde, arz edilen payların yaklaşık %28,5’inin ortak satışı, %71,5’inin ise sermaye artırımı yoluyla gerçekleştirildiği görülüyor. Halka açıklık oranı ise yaklaşık %28 seviyesinde olacak. Kişisel olarak bu oranı bir miktar yüksek buluyorum. Benim değerlendirme yaklaşımımda %20 civarındaki halka açıklık oranlarını daha makul bulurken, %25’in üzerindeki seviyelere daha temkinli yaklaşıyorum. Çok büyük ölçekli veya ciddi sermaye ihtiyacı bulunan şirketlerde daha yüksek oranlar kabul edilebilir; ancak burada %28’lik oranı çok cazip bulduğumu söyleyemem.

Halka arz iskontosu %20 olarak hesaplanmış durumda. Fiyat istikrarı tarafında ise yalnızca 15 günlük bir süre öngörülmesi dikkat çekiyor. Ayrıca ortak satışından elde edilecek kaynağın fiyat istikrarı işlemlerinde kullanılıp kullanılmayacağı konusunda daha net bir yapı görmeyi tercih ederdim. Eğer ortak satışından elde edilen kaynağın belirli bir kısmı fiyat istikrarı amacıyla kullanılacaksa, bunu yatırımcı açısından olumlu bir unsur olarak değerlendiririm. Şirketin seracılık ve özellikle vagon üretimi yatırımları ise ana faaliyetlerinin yanında yeni gelir alanları oluşturma arayışında olduğunu gösteriyor.

Fon Kullanım Yeri ve Yatırım Planı

Halka arzdan elde edilecek kaynağın kullanım alanları şu şekilde planlanmış:

  • %20 - %30: Banka kredilerinin azaltılması
  • %25 - %30: İşletme sermayesinin güçlendirilmesi
  • %15 - %25: Mevcut yatırımlara ilişkin kapasite artışı, koruyucu boru makinesi ve ekipman alımı
  • %20 - %30: Vagon fabrikası inşaatının tamamlanması ve makine-ekipman alımları

Fon kullanım planında benim açımdan en dikkat çekici nokta, kaynağın önemli bölümünün şirketin mevcut finansal yapısını rahatlatmaya ayrılması. Banka kredilerinin azaltılması ve işletme sermayesinin güçlendirilmesi birlikte düşünüldüğünde halka arz gelirinin yaklaşık %45-60’lık kısmı bilanço ve likidite tarafına yönlendirilecek. Şirketin yüksek finansman maliyetleri dikkate alındığında bunu anlaşılır buluyorum. Ancak yatırımcı açısından halka arz gelirinin daha büyük bölümünün doğrudan büyüme yatırımlarına ayrılmasını tercih ederdim.

Halka arzla birlikte şirketin kasasına yaklaşık 1,5 - 1,8 milyar TL civarında kaynak girmesi bekleniyor. Bu kaynakla borçların azaltılması, işletme sermayesinin güçlendirilmesi ve devam eden yatırımların tamamlanması hedefleniyor. Burada yatırımcı açısından asıl önemli konu, tamamlanacak yatırımların şirketin hasılatına ve kârlılığına ne ölçüde katkı sağlayacağıdır. Özellikle vagon fabrikasının yıllık üretim kapasitesi, beklenen satış hacmi, yaratacağı ciro, hedeflenen kâr marjı, yatırım geri dönüş süresi ile müşteri ve sipariş potansiyelinin dikkatle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Fiyat tespit raporlarında yer alan gelecek dönem varsayımlarını genellikle iyimser tarafta bulduğum için, bu projeksiyonları doğrudan kabul etmek yerine daha temkinli varsayımlarla değerlendirmeyi tercih ediyorum.

Finansal Durum ve Bilanço Analizi

Bilançoyu incelemeye şirketin nakit pozisyonundan başlayalım. 30 Haziran 2026 tarihli yarı yıl finansal tablolarına göre şirketin kasasında yalnızca yaklaşık 5,5 milyon TL nakit bulunuyor. Şirketin büyüklüğü ve mevcut borç yükü düşünüldüğünde bu oldukça düşük bir seviye. Dönen varlıkların ana gövdesini ise 812 milyon TL ticari alacak ve 758 milyon TL stok oluşturuyor. Burada bilanço büyüklüklerinden daha önemli gördüğüm konu, bu varlıkların ne kadar hızlı nakde dönüştürülebildiği.

İşletme Sermayesi Devir Süreleri

Alacak Tahsil Süresi: 2023: 43 gün | Günümüz: 234 gün Borç Ödeme Süresi: 2023: 17 gün | Günümüz: 93 gün Stokta Kalma Süresi: 2023: 14 gün | Günümüz: 346 gün

Ticari Alacak ve Borçlar

Ticari Alacaklar: 2023: 445 milyon TL | Günümüz: 812 milyon TL Ticari Borçlar: 2023: 182 milyon TL | Günümüz: 274 milyon TL

Şirketin 274 milyon TL seviyesindeki ticari borcuna karşılık 812 milyon TL ticari alacağı bulunması ilk bakışta olumlu bir net alacak pozisyonuna işaret ediyor. Ancak alacak tahsil süresinin 43 günden 234 güne, stokta kalma süresinin ise 14 günden 346 güne yükselmiş olması oldukça dikkat çekici. Bu tablo şirketin satışlarını nakde dönüştürme hızının ciddi biçimde yavaşladığını ve işletme sermayesi yönetiminde belirgin bir bozulma yaşandığını gösteriyor. Özellikle 346 günlük stokta kalma süresi; satış hızının yavaşlaması, yüksek stok seviyesi veya stokların uzun süre bilançoda taşınması gibi risklere işaret ediyor olabilir.

Duran varlıklar tarafında ise şirketin maddi duran varlıkları, fabrika binaları ve üretim tesislerinin etkisiyle yaklaşık 3,3 - 3,4 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Bu taraf bilanço içerisinde daha stabil bir görünüm sergilerken, benim açımdan esas izlenmesi gereken alan dönen varlıkların kalitesi ve işletme sermayesi döngüsündeki bozulmanın ne kadar sürede normale dönebileceği olacaktır.

Borç Yapısı

Şirketin finansal borçlarının vade yapısı şu şekilde:

  • Kısa Vadeli Borçlar: 475 milyon TL
  • Uzun Vadeli Borçların Kısa Vadeli Kısımları: 489 milyon TL
  • Bir Yıl İçerisinde Ödenmesi Gereken Toplam Finansal Borç: 964 milyon TL
  • Uzun Vadeli Borçlar: 55 milyon TL

Buradaki temel problem borcun toplam büyüklüğünden çok vade yapısı. Yaklaşık 964 milyon TL’lik finansal borcun bir yıl içerisinde ödenmesi gerekiyor, buna karşılık uzun vadeli borç yalnızca 55 milyon TL seviyesinde. Kasadaki düşük nakit, uzayan tahsilat süreleri ve yavaşlayan stok devri birlikte değerlendirildiğinde bu kısa vadeli borç yükünün şirket üzerinde ciddi bir likidite baskısı oluşturduğu görülüyor. Halka arz gelirinin borç azaltımında kullanılması bu nedenle şirketin bilançosunu önemli ölçüde rahatlatabilir ve kısa vadeli finansman baskısını azaltabilir.

Gelir Tablosu ve Kârlılık Analizi

Şirketin hasılat gelişimine baktığımızda son birkaç yılda belirgin bir gerileme görüyoruz.

Hasılat Seyri

2023: 3,242 milyar TL | 2024: Yaklaşık 2 milyar TL | 2025: Yaklaşık 2 milyar TL

2023 yılında 3,242 milyar TL seviyesine ulaşan hasılat, takip eden dönemde yaklaşık 2 milyar TL seviyelerine gerilemiş ve 2025 yılında da benzer seviyelerde kalmıştır. 2026 yılının ilk altı aylık sonuçları ise 2025 yılına kıyasla daha olumlu sinyaller veriyor. Şirket maliyet baskısına rağmen brüt kârlılığını belirli ölçüde koruyabilmiş durumda ve genel yönetim giderlerinin kontrol altında tutulması da operasyonel kârlılığı destekliyor.

Buna karşın gelir tablosundaki en önemli problem finansman giderleri. Şirket faaliyetlerinden kâr yaratabilse de bu kârın önemli bir bölümü faiz ve diğer finansman maliyetleri nedeniyle eriyor. Bu nedenle borçların azaltılması net kârlılık açısından da önemli bir iyileşme sağlayabilir. Net parasal pozisyon kazanç/kayıp kalemine baktığımızda ise 2026 yılının ilk altı ayında yaklaşık 25 milyon TL pozitif, geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 27 milyon TL negatif bir etki görülüyor. Şirketin toplam büyüklüğü düşünüldüğünde bu kalemi yatırım hikâyesini tek başına değiştirecek ölçüde önemli görmüyorum.

Şirketin Temel Problemi Ne?

Finansal tabloları genel olarak değerlendirdiğimde şirketin temel sorunlarını üç başlık altında topluyorum:

1. Hasılatın önceki zirve seviyelerinden gerilemesi: Şirketin cirosu 2023 yılındaki seviyelerin belirgin biçimde altında.

2. İşletme sermayesi yönetiminin bozulması: Alacak tahsil ve stokta kalma sürelerinin ciddi biçimde uzaması şirketin nakit yaratma kapasitesini baskılıyor.

3. Kısa vadeye yığılmış finansal borç: Yüksek borç yükü ve faiz giderleri operasyonel kârlılığın net kâra dönüşmesini zorlaştırıyor.

Bu üç sorun birbirini besleyen bir yapı oluşturuyor. Satış hızındaki yavaşlama stokları artırırken, uzayan tahsilat süreleri nakit ihtiyacını yükseltiyor ve şirketi daha fazla finansmana ihtiyaç duyar hale getiriyor. Artan finansman ihtiyacı da yüksek faiz ortamında şirketin kârlılığını aşağı çekiyor. Bu nedenle halka arzın şirket açısından en önemli etkisi yalnızca borç azaltmak değil, bu olumsuz döngüyü kırma potansiyeli olacaktır.

Genel Değerlendirme

Ben şirketin mevcut durumunu, ekonomik koşulların sert biçimde değiştiği bir döneme denk gelen yoğun yatırım sürecinin sonucu olarak görüyorum. Şirket yatırım yaptığı dönemde faiz oranlarının hızlı biçimde yükselmesi ve aynı süreçte hasılatın gerilemesi, bilanço üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş. Bu nedenle yönetimin halka arz yoluyla kaynak sağlayarak borçları azaltmak ve yatırımları tamamlamak istemesini kendi içerisinde mantıklı buluyorum.

Halka arz sonrasında şirket açısından izlenmesi gereken temel noktalar; kısa vadeli borçların ne ölçüde azalacağı, finansman giderlerinin ne kadar gerileyeceği, alacak tahsil sürelerinin normalleşip normalleşmeyeceği, stokların daha hızlı eritilip eritilemeyeceği ve yeni yatırımların ciro ile kârlılığa ne kadar katkı sağlayacağı olacak. Bu alanlarda belirgin bir iyileşme görülmesi halinde şirketin finansal görünümü bugünkünden oldukça farklı bir noktaya gelebilir.

Değerleme Görüşüm

Ancak şirketin finansal olarak toparlanma potansiyeli olması, hissenin mevcut fiyattan cazip olduğu anlamına gelmiyor. Benim açımdan şirketin kalitesiyle hissenin fiyatı birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken iki konu. Yaklaşık 8 milyar TL seviyesindeki halka arz piyasa değerini, mevcut finansal profil açısından yüksek buluyorum.

Şirketin gerileyen hasılatı, uzayan tahsilat süreleri, çok yüksek stokta kalma süresi, kısa vadeye yığılmış borçları, yüksek finansman giderleri ve sınırlı ürün farklılaşması birlikte değerlendirildiğinde mevcut değerlemenin önemli miktarda gelecek dönem iyileşmesini bugünden fiyatladığını düşünüyorum. Ayrıca ana faaliyet alanında, mevcut bilgiler ışığında, rakiplerinden belirgin biçimde ayrışmasını sağlayacak yüksek teknolojik bariyer veya güçlü bir katma değer avantajı göremiyorum.

Kendi değerlendirmeme göre halka arz fiyatlaması, şirketin bugün itibarıyla hak ettiğini düşündüğüm değerin yaklaşık %35-40 üzerinde bulunuyor. Bu nedenle mevcut fiyat seviyesinde şirket benim açımdan güçlü bir yatırım fırsatı oluşturmuyor. Bununla birlikte faiz oranlarının gerilemesi, halka arz geliriyle borçların azaltılması, finansman giderlerinin düşmesi, işletme sermayesi göstergelerinin normalleşmesi, vagon fabrikasının tamamlanması ve yeni yatırımların hasılat ile kârlılığa anlamlı katkı sağlaması durumunda şirket yeniden değerlendirilebilir.

Özellikle borç yükü azaldıktan sonra şirketin ne kadar serbest nakit akışı ve net kâr üretebildiğini görmek benim için belirleyici olacaktır. Sonuç olarak, halka arz şirket açısından ciddi bir finansal rahatlama sağlayabilir. Ancak yatırımcı açısından asıl soru, şirketin toparlanıp toparlanamayacağından çok, bu toparlanma beklentisinin bugünkü fiyata ne kadar yansıtıldığıdır. Ben mevcut durumda risk-getiri dengesini yeterince cazip bulmuyor ve daha makul bir değerleme seviyesini beklemeyi tercih ediyorum.

YASAL UYARI: Bu içerik, yatırım danışmanlığı hizmeti niteliği taşımamaktadır. Yatırım danışmanlığı; kişinin risk-getiri profili, mali durumu ve yatırım hedefleri esas alınarak kişiye özel biçimde sunulan özel bir hizmettir. Burada yer alan bilgi, yorum ve değerlendirmeler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hiçbir biçimde yatırım kararına yönlendirme niteliği taşımaz. Bu içerikler, okuyucunun mali yapısına ve risk-getiri tercihlerine uygun olmayabilir; bu nedenle yalnızca bu bilgilere dayanılarak yapılan yatırımlarda beklenen sonuçlara ulaşılamayabilir.